You need to set up the menu from Wordpress admin.
Browsing articles in "Donanım"
Ara 23, 2011
admin

Cıva eşcinsel yapıyor

Cıva eşcinsel yapıyor

Cıvaya maruz kalan erkek leylekler, dişiler yerine hemcinsleriyle yuva yapabiliyor ve daha az çiftleşiyor.

Yıllardır civanın insan için tehlikeli olabileceği, bu ağır metalin besin zincirinde birikmesinin anne karnındaki bebeğin ve çocukların nörolojik gelişimine zarar verebileceği biliniyordu. Ancak ABD’nin Florida Üniversitesinden iki araştırmacı, cıvaya maruz kalmanın “ilginç bir sonucu” olduğunu da gördü.

Araştırmacılar, doğal ortamlarından uzaklaştırdıkları beyaz leyleklerin yiyeceklerine cıva ekledi ve cıvaya en fazla maruz kalan erkek leyleklerin daha az çiftleştiğini, eşcinsel eğilimler gösterdiğini belirledi.

“Proceedings of the Royal Society” dergisinde yayımlanan araştırmaya imza atan Peter Frederik ve Nilmini Jayasena, 160 leyleği, her birinde 20 erkek ve 20 dişi bulunan 4 gruba ayırdı.

Üç gruba üç yıl boyunca düşük dozda (milyonda 0,05-0,3 partikül), civanın en zehirli hali olan metilcıva verdi, 4. gruptakilere ise cıva verilmedi.

Daha fazla cıvaya maruz kalan leyleklerde çiftleşme oranının daha az olduğu, bir dişiyle yuva yapmak yerine birçok erkek leyleğin başka bir erkek leylekle yuva yapmayı tercih ettiği görüldü.

Düşük dozda civanın bile doğada kuşlara önemli etkilerinin olabileceğini belirten bilim adamları ancak bu bulgulardan, cıvaya maruz kalan erkeklerin eşcinsel olacağı sonucunun çıkarılmaması gerektiğini vurguladı.

Continue reading »

Ara 23, 2011
admin

Kanser hakkında hiç bilmediklerimiz

Kanser hakkında hiç bilmediklerimiz

Tanı ve tedavi imkanlarının her geçen gün gelişmesine rağmen görülme sıklığı artan kanser tedavisinde, medikal tıbbın yanı sıra kontrolsüz kullanılan bitkisel ürünlerin ve vitamin takviyelerinin, kanseri önlemek, durdurmak yerine olası riskleri artırabildiği, tedavinin etkinliğini azaltabildiği ve komplikasyonlara neden olarak ciddi sonuçlara yol açabildiği bildirildi.

Uzmanlar, beta karotenin özellikle sigara içenlerde akciğer kanseri gelişimini önlemek yerine kolaylaştırdığını, tüm anti-oksidanların potansiyel olarak kemoterapi ve radyoterapinin etkisini azaltabildiğini, kalsiyum-magnezyum-potasyum ve çoğu zaman vitamin karışımları içeren minerallerin özellikle kemik metastazı olan veya kalsiyum yüksekliği bulunan hastalarda sakıncalı olabileceği uyarısında bulunuyor.

Isırgan otunun, kan pıhtılaşmasını sağlayan hücreler üzerindeki olumsuz etkisinin kemoterapi yan etkileri ile karışabildiği, aşırı sarımsak tüketiminin kanama problemine yol açabildiği için kemoterapi-radyoterapi alanlarda kullanılmaması gerektiğine dikkati çeken uzmanlar, japon eriğinin ölümcül kanamalara yol açabileceğinden kemoterapi ve radyoterapi etkisini azaltabildiğini belirtiyor. Meme ve rahim kanseri hastalarının soya ve ginseng’ten uzak durması gerekiyor.

Hacettepe Üniversitesi (HÜ) Onkoloji Enstitüsü Prevantif Onkoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İsmail Çelik, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bitkisel karışımlar ile vitamin takviyelerinin, kanser ve kanser tedavisi üzerine olumsuz etkileri olduğunu söyledi.

Kanserden korunmak için bir ilaç olmadığını, tütün kullanımı ya da pasif içicilik, yanlış beslenme, aşırı kilo, fizik aktivite eksikliği, güneş ışığı maruziyeti gibi etmenlerin kansere yol açtığını, bunlardan kaçınılarak kansere yakalanma riskinin ciddi oranda azaltılabileceğini vurgulayan Çelik, sağlıklı kişilerin gereksiz ilaç ve vitamin desteklerinden uzak durması, hasta olan kişilerin hekim bilgisi dahilinde ilaç kullanması gerektiğine işaret etti.

Çelik, vitamin takviyelerinin temel beslenme ögeleri arasında yer almadığını ve bunların kesinlikle “ilaç” olmadığını ifade ederek, ABD başta olmak üzere birçok ülkede vitamin takviyelerinin kullanımının arttığını söyledi. ABD’de saygın bir kurum olan FDA’nın (Food and Drug Administration, Besin ve İlaç Kurumu) bile bu tip ürünleri denetleyemediğini, onaylamadığını ve tehlikeli olabilecekleri konusunda uyarılarda bulunduğunu dile getiren Çelik, aynı etken maddeyi içeren ürünlerin birçok değişik ambalaj ve marka adı altında satılabildiğini ve içerdikleri miktarların üründen ürüne ya da markadan markaya farklılık gösterebildiğini söyledi.

-”TEDAVİ SÜRECİNDE, ÖNCESİNDE VE SONRASINDA KULLANILMAMALI”-

Çelik, bu ürünlerin etki veya yan etkisi konusunda bilimsel olarak bir veri elde etmenin mümkün olmadığına dikkati çekerek, kanser tedavisi öncesinde, esnasında ve sonrasında bitkisel karışımlar-vitamin kapsüllerinin kullanımına “kesinlikle” izin verilmemesi gerektiğini belirtti.

İsmail Çelik, “Çünkü, bitkisel ürünlerde, içine karışmış toksik maddeler olabileceği gösterilmiştir. Bu ürünlerin saflığı ve güvenilirliği kuşkuludur. Özellikle aktarlardan elde edilen bitkisel ürünlerin, doğrudan doğadan toplanmış ve işlenmemiş olduğu unutulmamalıdır. Dolayısı ile bunlar ‘steril’ değildir, mantar sporları, çeşitli bakteriler içerebilirler. Kemoterapi altında enfeksiyon riski olan hastalar bu tür ürünleri tükettiklerinde temizlik kurallarına çok dikkat etmelidirler” uyarısında bulundu.

“Bu ürünlerin, kemoterapi ilaçlarının etkilerinde azalmaya yol açarak hastalığın etkin tedavisini sekteye uğrattığına” dikkati çeken Çelik, “Bu karışımların yan etkileri, kemoterapi yan etkisi zannedilip gereksiz doz azaltımına gidilebilmekte ve tedavinin eksik verilmesine neden olabilmektedir. Sıklıkla kanamaya yol açmaları nedeniyle kanserli hastalarda ciddi kanamalara ve ölüme neden olabilirler” diye konuştu.

-”BETA KAROTEN, AKCİĞER KANSERİ GELİŞİMİNİ KOLAYLAŞTIRIYOR”-

HÜ Onkoloji Enstitüsü Prevantif Onkoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İsmail Çelik’in verdiği bilgiye göre, antioksidanlar ve vitaminlerin olumsuz etkileri bulunuyor. Bunlar içinde yer alanlardan biri olan beta karoten tüketilmesi, özellikle sigara içenlerde akciğer kanseri gelişimini önlemek yerine kolaylaştırıyor. Sigara içenlerin kesinlikle B-karoten almaması gerekiyor.

Tüm antioksidanlar, potansiyel olarak kemoterapi ve radyoterapinin etkisini azaltabildiğinden tedavi altında antioksidan alınmaması isteniyor. Antioksidan kullanan 200 binden fazla hastanın katıldığı bir analizde, Vitamin A, E ve Beta-karoten kullananlarda ölüm riskinin daha çok olduğu gösteriliyor. Vitamin C ve selenyum için durum belirsizlik gösteriyor. Hekim takviyesi olmadan vitamin A ve E kullanılmaması gerekiyor.

Kalsiyum, magnezyum, potasyum ve çoğu zaman vitamin karışımları da içeren mineraller, özellikle kemik metastazı olan veya kalsiyum yüksekliği bulunan hastalarda sakıncalı olabiliyor.

Halk arasında çok faydalı olarak bilinen ısırgan otu, yapılan gözlemlerde kan pıhtılaşmasını sağlayan hücreler üzerinde olumsuz etki yapabiliyor, bazı alerji yaratan ve toksik proteinler içerebiliyor. Karın ağrısı, ishal, ateşe yol açabiliyor. Bu bulgular da kemoterapi yan etkileri ile karışabiliyor.

Sarımsak aşırı tüketildiğinde veya yoğunlaştırılmış tabletler şeklinde alındığında kanama problemine yol açabiliyor, bazı antiviral ilaçların etkinliğini azaltabiliyor. “Kumadin” adlı ilaç kullanıldığında veya kemoterapi-radyoterapi alındığında sarımsak tüketilmemesi ya da hap olarak alınmaması öneriliyor. Çünkü, kemoterapinin etkinliğini azaltabiliyor.

-”JAPON ERİĞİ, ÖLÜMCÜL KANAMALARA YOL AÇABİLİYOR”-

Japon eriği olarak bilinen Ginkgo Biloba, içeriği nedeniyle kanamaya eğilimi artırıyor. Özellikle kanı sulandıran ilaçları kullananlarda (Kumadin-Heparin) ölümcül kanamalar görülüyor. Üründe mevcut olan antioksidan özellikler kemoterapi ve radyoterapi etkisini azaltabilir. Bu ürün ayrıca karaciğerdeki bazı enzimleri etkileyerek, kanser ilaçlarının etkinliğinde azalma ya da yan etkilerinde artmaya yol açabiliyor ve antitümör-antibiotik alanların uzak durması gerekiyor. Kemoterapi ve radyoterapi sırasında Ginkgo kullanılmaması gerekiyor. Koni çiçeği, kirpi otu olarak bilinen Echinacea da karaciğerde yıkılan bazı ilaçların etkinliğini azaltabildiğinden kemoterapi ile birlikte alınması önerilmiyor. Iressa, tarceva, irinotecan, topotecan, siklofosfamid, etoposide, teniposide, taxol, docetaxel, vincristine, vinblastin ilaçlarını kullananların bu üründen kesinlikle uzak durması isteniyor.

-”MEME VE RAHİM KANSERİ HASTALARI SOYA VE GİNSENG’DEN UZAK DURMALI”-

Soya ürünleri ise içerdiği isoflavonların östrojenik hormonal etkisi nedeniyle meme ve rahim kanseri olan hastalarda zararlı olabiliyor. Soyada bulunan “genistein” adlı bir madde, tamoksifenin etkinliğini azaltabiliyor. Tamoksifen kullanan meme kanseri hastalarının soya ürünlerinden uzak durması gerekiyor. Soya ürünleri farmakolojik dozlarda bazı ilaçların emilim ve dağılımını da etkileyebiliyor. Yeşil çayın tablet halinde yüksek dozlarda alınması, mide rahatsızlıklarına, ishale ve kramplara yol açabiliyor. Bazı ginseng preparatlarında östrojenik maddeler olduğundan, meme ve rahim kanserli hastaların bunları kullanmaması gerekiyor. Ginseng, bazı ilaçların kan düzeyini azaltabiliyor, bazılarını da artırabiliyor. Iressa, tarceva, irinotecan, topotecan, siklofosfamid, etoposide, teniposide, taxol, docetaxel, vincristine, vinblastin alanların, ginsengden uzak durması gerekiyor. Cüce palmiyenin, içerdiği hormonal maddelerden ötürü meme ve rahim kanseri hastalarının tüketmemesi gerekiyor. Tedavi için hormonal preparatlar alan meme kanserli hastalarının da tedavi etkileşimi olabileceğinden bu üründen uzak durması isteniyor.

Hipericum perforatum, binbirdelik otu da ilaç etkileşimlerinden dolayı kanser ilacının kan seviyelerini ve etkisini azaltabiliyor. Bunun dışında birçok ilacın etkisini azaltma ya da arttırma yönünde etki edebiliyor. Kemoterapi alan hastaların, bu ürünü kesinlikle kullanmaması gerekiyor.

-KEMİK METASTAZI OLANLAR, KÖPEK BALIĞI KIKIRDAĞINDAN UZAK DURMALI”-

Kedi otunun, “Tamoksifen kullananlar ve siklofosfamide, etoposide, teniposit” kullananlarca tüketilmemesi, ezan çiçeği ile gece mumu yağının serum proteinlerine bağlandığı için ilaç etkinliğini değiştirebildiğinden kemoterapi ile birlikte kullanılmaması gerekiyor. Kaya Koruğu, bazı kanser tedavisinde kullanılan ilaçların etkinliğini azalttığından kemoterapi ile alınmaması ve karaciğer sorunu olanlarca kullanılmaması isteniyor. Özellikle karaciğer toksisitesini arttırabiliyor. Yaban mersinini, kanama problemi olanların, kemoterapi-radyoterapi alanların, “kumadin” kullananların tüketmemesi gerekiyor. Siyah üzüm çekirdeği, yüksek dozlarda alındığında bazı ilaçlarla etkileşebiliyor. Bu nedenle, “Iressa, tarceva, irinotecan, topotecan siklofosfamid, etoposide, teniposide, taxol, docetaxel, vincristine, vinblastin ve platin” kullananlarca alınmaması vurgulanıyor. Köpekbalığı ve sığır kıkırdağı, kalsiyum yüksekliğine yol açabiliyor. Özellikle kemik metastazı olan hastalar ya da vit-D, kalsiyum kullanan hastalarda sakıncalı olabiliyor. Bulantı, kusma, mide rahatsızlığı, hipotansiyona ve alerjik reaksiyona yol açabiliyor. Sekiz farklı karışımdan oluşan Pc-Spes, içeriğinden ötürü östrojen ve diğer bazı maddelerle kontamine olabiliyor. Jinekomasti, libido azalması, mide rahatsızlıkları, kramplar, damar pıhtılaşması, ishal, kalp problemleri, sıcak basmasına yol açabiliyor. Pc-Spes’in herhangi bir amaçla kullanılmaması gerekiyor. Zakkum, mevcut hali ile kanser tedavisinde kullanılmamalıdır. Olumlu etki yaptığına dair bilimsel veri bulunmuyor.

-”AKUPUNKTUR’UN DOĞRUDAN KANSER TEDAVİSİNDE YERİ YOK”-

Akupunktur’un, doğrudan kanser tedavisinde yeri bulunmuyor. Vücuda bir iğne girmesi söz konusu olduğu için, kan ve pıhtılaşma hücreleri düşükken uygulamanın yapılmaması gerekiyor. Aromaterapi, masaj ve yoga, meditasyon ile egzersiz gibi yöntemlerde de kemik metastazı olan hastalarda kırıklara yol açabileceğinden dikkatli olunması tavsiye ediliyor.

Continue reading »

Ara 23, 2011
admin

Doktor DNA geliştirildi!

Doktor DNA geliştirildi!

Araştırmacılar, hastalık halini hisseden ve işlevlerini buna göre yeniden düzenleyerek örneğin hücreyi öldüren ya da ilaçlara daha duyarlı hale getiren DNA-bazlı aygıt geliştirdiler.

Stanford Üniversitesi’nden Christina Smolke’nin başkanlığındaki araştırmacılar özelliği nedeniyle  ‘algılayıcı-uyarıcı’ olarak adlandırılan cihazı, farklı DNA parçalarını tek ve uzun bir dizi oluşturacak şekilde birleştirerek elde etmiş. Meydana getirilen DNA daha sonra, kendisini DNA’nın protein elde etmek üzere dönüştürülen farklı bir şekli olan RNA’ya tercüme edecek hücrelere yerleştirilmiş. Sonraki adımda meydana gelen RNA molekülü, hücrenin protien sentezleyici moleküler mekanizması tarafından okunabilen reçeteyi oluşturmuş.

Algılayıcı-uyarıcı’nın her bir parçası farklı bir modülle değiştirilebilecek şekilde tasarlanmış. Böylece ihtiyaca yönelik en uygun çözümü sunmak mümkün olabiliyor. Aygıtın yani RNA molekülünün algılayıcı bölümü, hücrenin içinden veya dışından toplanan bilgiyi hücre çekirdeğine taşıyan proteinleri tespit edebiliyor.

Smolke ve ekibi aygıtı, besi ortamlarındaki insan hücrelerinin sahip olduğu kanser veya yangı gibi hastalıklı durumlar üzerinde denemişler. Deneyde RNA zincirinin hücre içinde iletilen mesajları ‘dinleyerek’ buna göre hareket ettiği saptanmış. Zincir burada bir proteine bağlanıp bağlanmama durumuna göre orijinal halini koruyabiliyor ya da kendisinden bir parçayı keserek taşıdığı genetik bilgiyi değiştirebiliyor. Böylece RNA, hücrenin protein üretim mekanizması tarafından okunduğunda, ortaya çıkacak son ürün dizinin o an sahip olduğu bilgi içeriğine dayanmış oluyor.

Cihazın bir diğer tedavi yöntemi de hücreyi öldürmekten geçiyor. Araştırmacıların geliştirdiği bir uyarıcı modül, inaktif formdaki bir ilacı aktive ederek hücreyi öldürecek olan ürünü meydana getiriyor. Üstelik cihaz ilacı ancak bir hastalık hali olduğunda aktive ediyor. Aksi durumda zincir üzerinde yer alan bir ‘dur’ sinyali, RNA üzerinden kesilip çıkarılmıyor ve sağlıklı hücrelerin öldürülmesini engelleyen bir sigorta olarak korunuyor.

Continue reading »

Ara 23, 2011
admin

Kangurulara özel diş macunu

Kangurulara özel diş macunu

Diş eti iltihabının hayati risk oluşturduğu kangurulara özel bir “diş macunu” geliştirildi.

Yediot Aharonot gazetesinin haberinde, diş eti iltihabı nedeniyle kanguruların hızla iştahlarını kaybettiği, zayıfladığı, hatta öldükleri ifade edilirken, İsrailli bilimadamlarının antibiyotik içeren bir “diş macunu” geliştirdikleri belirtildi.

Uzun dişlere sahip kangurularda denenen ilaç işe yaradı. İltihap başladığında bu ilaçla tedavi edilen kanguruların hemen iyileştiği görüldü.

Diş macununun kediler ve köpeklerde de etkili olduğu vurgulandı.

İsrail’in kuzeyindeki Beyt Şean bölgesinde bulunan hayvanat bahçesinde 4 yıl önce kanguruların yarısına yakınının diş eti iltihabı nedeniyle öldüğü belirtildi.

Continue reading »

Ara 23, 2011
admin

Aspirin kullanımına dikkat

Aspirin kullanımına dikkat

Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Abdurrahman Oğuzhan, bugüne dek yaygın olan, ”40 yaşından sonra kalp hastalığı olsun ya da olmasın herkesin düşük dozda günde bir Aspirin alması” yönünde görüşün doğru olmadığının, bilimsel olarak ortaya konulduğunu söyledi.

Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Abdurrahman Oğuzhan, Aspirin’in çok eski bir ilaç olduğunu, bugün bakkallarda dahi satıldığını söyledi.

Ağrı kesici olarak bilinen Aspirin’in aslında ”mucizevi” bir ilaç olduğunu vurgulayan Oğuzhan, şu bilgileri verdi:

”Aspirin, ağrı kesici özelliğinin yanında kanın koyuluğunu azaltarak damar içerisinde daha rahat akmasını sağlıyor. Bu sayede hem kalp krizlerini hem de felçleri engelleyebiliyor ama son derece tehlikeli de bir ilaç. Uygun bir şekilde kullanılmazsa mide ve beyin kanamalarına da yol açabiliyor. Bazen bu mide kanamaları ölüme bile neden olabiliyor.”

Oğuzhan, bugüne dek yaygın olan görüşün ”40 yaşından sonra kalp hastalığı olsun ya da olmasın herkesin düşük dozda (100-300 miligram arasında) günde bir Aspirin alması” yönünde olduğunu belirterek, yapılan son araştırmalarda bunun doğru olmadığının belirlendiğini anlattı.

40 yaşından sonra herkesin Aspirin kullanmaması gerektiğini ifade eden Oğuzhan, şöyle devam etti:

”Çünkü, İngiltere’de 8 yıl süren ve sonuçları bu yıl ‘Lancet’ adlı bir dergide yayınlanan yeni bir çalışmada, herhangi bir hastalığı olmayan 40 yaşın üzerindeki erkeklerde ve kadınlarda Aspirin’in faydalı olmadığı, özellikle kadınlarda net bir şekilde ortaya konulmuş. Prof. Dr. Gerry Fowkes tarafından 3 bin 350 kişi arasından yapılan bu çalışmada, bir gruba günde 100 miligram bağırsakta çözünen Aspirin diğer gruba da plasebo (etkiz ilaç) verilmiş. Yapılan karşılaştırmalı değerlendirmede de Aspirin’in, herhangi bir hastalığı olmayan 40 yaşın üzerindeki kişilerde faydalı olmadığı ortaya çıkmış. Dolayısıyla hiçbir şikayeti bulunmayan, kalp-damar hastalığı olmayan bir kişi kendi başına Aspirin kullanmasın. Çünkü, zararlı olabilir. Ancak, bazı kişiler hiçbir hastalıkları olmamasına rağmen kalp-damar hastalığı bakımından yüksek riskli olabilirler. Tabi buna ancak doktor karar verebilir. Daha önceden bilinen kalp-damar hastalığı da varsa bu kişilerin ölene kadar mutlaka Aspirin kullanması gerekiyor. Bu konuda bir şüphemiz yok.”

Continue reading »

Ara 23, 2011
admin

Bebeklerin koku duyusu anne karnında şekilleniyor

Bebeklerin koku duyusu anne karnında şekilleniyor

Bilim adamları, bebeklerin koku alma duyusunun annenin hamilelik döneminde yediği ve içtiği gıdalarla şekillendiğini belirlediler.

The Telegraph’ta yer alan haberde, anne adayının tükettikleriyle ileride çocuğun sevdiği ya da sevmediği gıdalar arasında bir bağ olduğunu zaten bildiklerini söyleyen Colorado Üniversitesi’nde görevli araştırmacılar, fareler üzerinde yürütülen bu çalışma ile bunun neden böyle olduğunu ve koku sisteminin fiziksel gelişimini nasıl etkilediğini tespit ettiler.

Keskin kokulara maruz kalmak, koku mesajlarını burun boşluğundan beyne nakleden koklama duyusuyla ilgili kürenin içindeki küresel yapıyı (glomeruli) gelişmesi için tetikliyor.

Bu kokuların içindeki en güçlü kokunun anne kokusu olduğunu söyleyen araştırmacılar, bu gelişim sürecinin çok önemli olduğunu, çünkü bebekler doğduklarında annelerinin kokusunu aldıklarını belirttiler.

Continue reading »

Ara 23, 2011
admin

Uykunun sırrını bu balık çözecek

Uykunun sırrını bu balık çözecek

Küçücük bir balık, geceleri biyologların uykusunu kaçıran sorulara yanıt vermeye ve uyku sırasında beyinde neler olduğunu, bunun uykunun nasıl faydalı olduğunu açıklamaya yardımcı olacak.

BBC Focus dergisinde yer alan habere göre, zebra balıklarının beyinlerini gözlemleyen Stanford Üniversitesi’nde görevli araştırmacılar, gece ve gündüz arasında sinapsis (sinir bağlanımı) sayılarının nasıl değiştiğini gösterdiler. Araştırmacılar, beyinde uykuyu düzenleyen “hypocretin” sisteminde sinapsislerin sayısının ve uzunluğunun gece boyunca önemli derecede azaldığını belirlediler.

Sinaptik budama teorisi zaten onaylanmıştı. Fakat, sinapsislerin sayısında ve uzunluğunda ilk kez gündüze ait değişikliklerin canlı bir omurgalı üzerinde deneyle kanıtlandığı belirtildi. Ayrıca çalışma, beynin bu bölümünde sinaptik değişikliklerin daha çok hayvanların sirkadiyen (24 saatlik biyokimsayal döngü) saatleri tarafından düzenlendiğini gösterdi. Bu nedenle, balıklar uykusuz olsalar bile halen sinapsislerinde azalma olduğu görüldü.

Yaygın bir akvaryum türü balık olan Zebra balıklarını değerlendiren araştırmacılar, bu balıkların larvaları tamamen şeffaf. Böylece araştırmacılar, yeni floresans görüntüleme tekniğinin yardımıyla balıkların nöronal ağlarını 24 saat boyunca gözlemleyebilecek. Araştırmacılar, ayrıca “NPTX2b” olarak bilinen ve sinapsislerde ritmik değişiklikleri düzenleyen bir gen tespit ettiler.

Continue reading »

Ara 23, 2011
admin

Bebekler çevrelerini nasıl gözlemler?

Bebekler çevrelerini nasıl gözlemler?

Göz izleme teknolojisi şimdi bebeklerin kendi çevrelerini gözlemleme yollarını daha iyi anlamak için kullanılıyor.

Bilimadamları bebeklerin yeni ortamlarına uyum sağlamak için görsel verileri nasıl kullandıklarının sırrını çözdü.

Bilimadamları bebeklerin yeni ortamlarına uyum sağlamak için görsel verileri nasıl kullandıklarının sırrını çözdü. Göz izleme teknolojisi uzun yıllardır bilinse de şimdi bebeklerin kendi çevrelerini gözlemleme yollarını daha iyi anlamak için kullanılıyor. Bu teknoloji kullanılarak yapılan son araştırmalar bebek ve küçük çocukların algılama becerisi, zihinsel ve sosyal gelişimini daha iyi anlamaya yardımcı olacak nitelikte.

Dünyayı bir bebeğin gözünden gördüğünüzü düşünün. Bebekler çevrelerini nasıl gözlemler? New York Üniversitesi’nden Karen Adolph başkanlığındaki uzmanlar bu soruların yanıtlarını aradı. Adolph yaptıkları çalışmayı şöyle anlatıyor:

“Bu proje doğal görme becerisinin nasıl geliştiğini araştırıyor. Yapay durumlarda görme becerisi üzerine çok sayıda araştırma yapılmış ancak yüz yıllık araştırmalardan sonra uzmanlar insanların günlük yaşantılarında nereye ve nasıl baktıkları konusunda hemen hemen hiçbir şey bilmiyor.”

Projeye katılan 8 buçuk aylık Finn’in başına, göz izleme işlemi için 45 gram ağırlığında bir aygıt takılıyor.  Aygıtta iki kamera bulunuyor. Bunlardan biri bebeğin bakış açısını görmek için bebeğin çevresine doğru bakıyor. Diğer kameraysa gözün hareketlerini izlemek için göz bebeğine bakıyor. Her iki kameranın da çektiği görüntüler bilgisayarda inceleniyor. Böylece Finn’in tam olarak nereye baktığı anlaşılıyor.

Son 10 yıldır göz izleme cihazları üreten New York merkezli Positive Science adlı şirketin kurucusu Jason Babcock cihazı daha küçültüp hafifleterek bebeklerde de kullanılacak hale getirildiğini söylüyor:

”Artık kamera ve alıcıların çok küçük olması nedeniyle küçük parmağınız boyunda fotoğraflar çekebiliyorsunuz. Cep telefonları ve diğer aygıtları kullanarak farklı teknolojileri bir arada kullanabiliyoruz.”

Ekibin kullandığı metod, bebek ve küçük çocukların serbest bırakılarak istedikleri gibi oynamalarına izin verildiğinde, çevrelerini nasıl gördüklerini inceliyor. Projenin araştırmacılarından John Franchak, bu yeni teknikle keşfedilenlerin şaşırtıcı olduğunu söylüyor:

”Araştırmaya başlamadan önce bebeklerin sürekli annelerine bakıyor olmasını bekliyorduk çünkü bebeklerin sosyal gelişiminde annenin baş rolü oynadığı biliniyor.”

Ancak oyuncakların her yere dağıldığı, tırmanma ve emekleme engellerinin bulunduğu bir odada bebeklerin annelerine sadece geçirdikleri zamanın yarısında baktığı tespit edildi. Bu sürede de annelerinin yüzüne bakma oranları sadece yüzde 15’di. New York Üniversitesi’nden araştırmacı John Franchak şunları söylüyor:

”Eğer bebekler annelerine düşündüğümüzden daha az süre bakıyorlarsa bu durum bebeklerin çevreleri hakkında başka insanlardan bilgi edinme yollarına dair bildiklerimizi değiştirir.”

Küçük çocuklar annelerinin yüzüne nadiren doğrudan bakıyor ancak uzandıkları nesnelere hemen hemen her zaman doğrudan bakıyor.

Bir başka ilginç buluşsa çocukların bir engelin üzerine ya da üzerinden yürümeden önce engele doğrudan baksa da her zaman bu şekilde bakmamaları. Çocuklar yan görüşlerini kullanarak da düzgün yürümeyi başarabiliyor. Araştırmacılar daha fazla bilgi edinmenin yollarını ararken bu teknolojinin farklı uygulamalarda kullanılabileceğini söylüyor.  John Franchak umutlu:

”Bu teknoloji, gelecekte, gelişim bozuklukları olan bebeklerin tedavisinde ya da tıbbi araştırmalarda da uygulanabilir.”

Bu araştırmanın küçük çocukların çevrelerine dair bilgi edinme yöntemleri konusunda ilk adımı attığı düşünülüyor. Uzmanlar, gelecekte yapılacak araştırmaların otizm ve hareket bozuklukları olan çocukların tedavisinde kullanılabileceğini söylüyor.

Continue reading »

Ara 23, 2011
admin

Diş macununun doğmamış bebeğe büyük zararı

Diş macununun doğmamış bebeğe büyük zararı

Diş macunları ve sabunlarda kullanılan kimyasal maddeler anne adayları için çok tehlikeli.

Florida Üniversitesi’nde yapılan araştırmaya göre, Türkiye’de de satılan birçok ünlü diş macunu markasında ve sabunun içinde bulunan triclosan maddesi anne karnındaki bebeğe zarar veriyor.

Profesör Margaret James, ıslak mendillerde de bulunan bu maddenin anne karnındaki bebeğin yeterli oksijeni almasına engel olduğunu ve bunun da bebeklerin beyinlerinde hasara neden olduğunu söyledi.

Daha önce yapılan araştırmalarda triclosanın laboratuvar hayvanlarında karaciğer hasarına neden olduğu belirlenmişti.

Continue reading »

Ara 23, 2011
admin

Asya’da kök hücre kullanımına ilgi artıyor

Asya'da kök hücre kullanımına ilgi artıyor

Uzakdoğu ülkeleri, kendi kök hücrelerini kullanarak kalp hastalığı, sistik fibroz ve lösemi gibi hastalıkları tedavi etme fikrine giderek ısınıyor.

Uzakdoğu ülkeleri, kendi kök hücrelerini kullanarak kalp hastalığı, sistik fibroz ve lösemi gibi hastalıkları tedavi etme fikrine giderek daha da ısınıyor. Bazı anne babalar gelecekte başgösterecek hastalıkların tedavisinde kullanılmak üzere bebeklerinin kordon bağı kanını saklama yoluna gidiyor.

Ana rahmindeki bebeği annesine bağlayan kordon, zengin bir kök hücre kaynağı. Kordon bağındaki kan doğumdan hemen sonra toplanıp donduruluyor. Hong Kong’daki Cordlife, bir kordon bağı kanı bankası. Cordlife’ın teknik konulardan sorumlu yöneticisi Andrew Wu şunları söylüyor:

”Kordon bağı kanı bankalarının sayısında büyük artış var. Uzakdoğulular bu bankaları çocuklarının geleceğinin biyolojik sigortası olarak görüyor.”

Uzmanlar kordon bağındaki kanda bulunan kök hücreleri kullanarak omurilik sakatlıkları, şeker hastalığı, serebral palsi ve kalp hastalığına çare bulmanın yollarını arıyor. Andrew Wu duygularını şöyle dile getiriyor:

”Kök hücrelerin bazı hastalıkların tedavisinde standart yöntem haline gelmesi  fikri beni heyecanlandırıyor. Örneğin doktorlar tedavi seçeneklerini değerlendirirken ‘kök hücre alternatifini tedavide nasıl kullanırım? Bu tümörle mücadelede kök hücreler nasıl yardımcı olabilir?’ diye soracak.”

Uzakdoğu ülkelerinde kök hücre tedavisi giderek daha çok ilgi görüyor. Tayland’daki Mahidol Üniversitesi’nden Profesör Doktor Supachai Chaithiraphan aynı zamanda Bangkok’taki Chao Phya Hastanesi kalp merkezi başkanı. Uzman ve ekibi 2004 yılında kalp hastalarının tedavisinde kök hücreleri kullandı. Chaithiraphan şunları söylüyor:

”New York Kalp Birliği ve Kanada Kalp Derneği’nin derecelendirmelerine  göre hastaların yüzde 80’i iyileşme gösterdi. Bu hasta grubunun kendi kök hücreleriyle uygulanan tedaviden yararlanacağını düşünüyoruz.”

Uzakdoğu ülkelerinde kök hücre araştırmaları üzerinde Amerika’ya oranla daha az sınırlama olması araştırma ve kök hücre kullanımını arttıran bir etken. Ancak Wu gibi uzmanlar gevşek denetimin beklentileri artıracağı ve hayal kırıklığı yaratacağı görüşünde. Wu şöyle konuşuyor:

”Kök hücrelerin kullanımı konusunda gerekli denetleme mekanizmasının hazırlanması ve anlayışın oturtulması gerekiyor. Tüm sektörün yasal bir çerçevede gelişmesi, sadece şirketlere değil doktor ve hastalara yararlı hale getirilmesi çok önemli.”

Gelişmekte olan Uzakdoğu ülkelerindeki bazı tıp merkezlerinin kötü durumda olması kök hücre kullanımını yavaşlatsa da Doktor Supachai bu tedaviye erişimin zamanla yaygınlaşacağı görüşünde:

”Yakın gelecekte kök hücre tedavisinin başta kalp hastaları olmak üzere birçok hasta için gerçekten faydalı olduğunu anlayan doktor sayısının artacağını tahmin ediyorum.”

Dünya Sağlık Örgütü dünya çapında 2015 yılına kadar yılda 20 milyon kişinin kalp ve damar hastalıkları nedeniyle yaşamını yitireceğini tahmin ediyor. Gelişmekte olan ülkelerde gelir düzeyinin yükselmesine bağlı olarak kalp hastası sayısının da artması bekleniyor.

Continue reading »

Sayfalar:1234567...541»

RSS yalın adsl başvurusu

  • Kablosuz ağınızı koruyacak üç önlem
    Trend Micro, kablosuz ağları korumak için üç önerisini açıkladı. Öneriler şöyle: 1. İlk olarak, kablosuz yönlendiriciye (pek çok ev ve işyerlerinde bu görevi ADSL modemler üstleniyor) giriş yapın ya da cihaza erişerek, standart olarak gelen yönetici ismi ve şifresini değiştirin. Yönetici ayarlarını asla yönlendiricinizin size ilk geldiği haldeki gibi bırakma […]
  • Güvenli internet için ne yapmalı?
    -İnternete bağlanırken kablosuz modem kullanıyorsa mutlaka şifrelemeli. -Lisanslı işletim sistemi ve güncel virüs programı kullanmalı. -Üyelik isteyen sitelerde kimlik numarası veya anne kızlık soyadı gibi kişisel bilgiler paylaşılmamalı. -Şifreler tahmini zor olanlardan seçilmeli. Şifreler sık sık değiştirmeli. -Alış-veriş yaparken güvenilirliği tescillenmi […]
  • Türk Telekom’un satış gelirleri %10 arttı
    Türk Telekom satış gelirlerini 2011 yılında % 10 artırdı. Satış gelirleri 11,9 milyar TL’ye yükselirken, Şirketin Faaliyet karı da % 5 artış gösterdi. Bilançodaki yüksek yabancı para açık pozisyonu nedeni ile gerçekleşen yüksek kur farkı gideri ise 2011 yılında net karın % 18 düşmesine neden oldu. 2011 yılında Türk Telekom 729 milyon TL net kur […]
  • Kablonet ve ADSL tek bir yapıda buluştu
    Cisco’nun yeni modemi X3000, Kablonet ve ADSL desteği ile fark yaratıyor. Gigabit Ethernet ve 802.11n standartlarını destekleyen bu ürünü… Cisco’nun yeni modemi X3000, Kablonet ve ADSL desteği ile fark yaratıyor. Gigabit Ethernet ve 802.11n standartlarını destekleyen bu ürünü, sahip olduğu USB bağlantısı sayesinde USB bellek ve harici diskler bağlanabiliyor. […]
  • Fritz!Box 7390 Modem Video İnceleme
    ADSL modemlerin internet sağlayan firmalar tarafından verilmesinden sonra modemler biraz önemini yitirdi gibi. Az çok, çoğu modem aynı işi yapıyor. Özellikle kablolu bağlanan bir kullanıcıysanız, modemin o kadar da bir önemi yok. kaynak : http://shiftdelete.net/fritz-box-7390-modem-video-inceleme-35081.html NAS sunucu olarak kullanılabilen 7390, telefon sant […]
  • Avea, Türk Telekom’un yüzünü güldürdü
    Kanafani, Avea’nın 2011 yılı finansal sonuçlarına ilişkin düzenlenen basın toplantısında yaptığı konuşmada, Avea’nın Grup içindeki önemine işaret etti. Türk Telekom Grubu’nun gelir artışının yüzde 40′ının Avea’dan geldiğini, bunun Grubun gelir akışlarının da ne şekilde değiştiğini gösterdiğini belirten Kanafani, geniş bant, mobil ve ADSL’den daha fazla gelir […]
  • Windows Vista Ortaya Çıktı!
    Microsoft’un Vista’ya 2017′ye kadar “uzatılmış destek” sunacağı söylentileri sonunda resmiyete kavuştu. Daha öncelerde Windows Vista’nın tüketici sürümleri için son destek tarihinin 2012 Nisan olacağı açıklanmıştı. Şimdi bu tarih “uzatılmış destek” ile 2017 Nisan’ına ertelendi. Tabi uzatılmış desteğin, temel destekten farkları var. Temel destek için son tari […]
  • Bilişim Pazarında Türkiye’nin Payı Binde 8
    Microsoft Türkiye Genel Müdür Yardımcısı Münir Kundakçı, Türkiye’nin 32 milyon internet kullanıcısı ile dünyada 6, Avrupa’da ise 3.sırada yer aldığını, buna karşın kullanımdaki önderliğin üretime yönlendirilemediğini belirterek, “Dünya bilişim”… Microsoft Türkiye Genel Müdür Yardımcısı Münir Kundakçı, Türkiye’nin 32 milyon internet kullanıcısı ile dünyada 6, […]
  • Google, Ie9′u Böyle Kandırıyormuş!
    Geçtiğimiz hafta Google’ın Apple Safari web tarayıcısında kullanıcıları izlemeye yönelik bir kod kullanmasının ortaya çıkmasının ardından Microsoft, Google’a yüklenmişti. Google ise yanlış anlaşıldığını söylemiş ve kodu devre dışı bırakmıştı. Ancak Microsoft, IE blog’unda yayınladığı bir yazıda Google’a tekrar, ancak bu sefer daha güçlü bir şekilde yüklendi. […]
  • Samsun’da “E-Etüt Projesi”
    Samsun İl Milli Eğitim Müdürlüğü, Milli Eğitim Bakanlığı Bilgi İşlem Grup Başkanlığı’nın koordinesinde “e-ETÜT Projesi”ni uygulamaya koydu. Samsun İl Milli Eğitim Müdürlüğü, Milli Eğitim Bakanlığı Bilgi İşlem Grup Başkanlığı’nın koordinesinde “e-ETÜT Projesi”ni uygulamaya koydu. Konuyla ilgili açıklama yapan Samsun İl Milli Eğitim Müdürü Mustafa Cora, velile […]

RSS telefonsuz internet

  • internet fiyatları
       Internet Fiyatları Internet fiyatları oluşturulurken bağlantı hızı ve kota uygulaması dikkate alınmaktadır. Düşük hızlı ve düşük kotalı paketlerin internet fiyatları ucuzken , yüksek hızlı , yüksek limitli yada limitsiz paketlerin internet fiyatları daha pahalı olmaktadır. internet fiyatlarını incelediğimiz ttnet in sunduğu en ucuz paket 1 mb hızında 1 gb […]
  • en ucuz internet
    en ucuz internet Ülkemizde fiber , 3g , adsl ve uydunet internet bağlantıları yaygın olarak kullanılmaktadır. peki en ucuz internet hangisidir ? En ucuz internet gerçekten de uydunet ve yalın adsl dir bu ikisinin dışındaki erişim teknolojileri aşağıdaki sıkıntılara sahiptir. Fiber paketlerindeki gizli maliyetler , taahütler , cayma bedelleri ve hızın beklene […]
  • Yalın Adsl Kampanyaları
    Yalın Adsl Kampanyaları Yalın adsl kampanyaları şuanda  2 tanedir , 6 gb limitli paket ve netlimitsiz paket kampanyası vardır; Limitli “yalın adsl kampanyası” nda 6 gb limitli 8 mbit hızında yalın adsl pakedi 39,99 TL indirimli fiyat ile sunulmatkadır. Bu ücretlendirmeye tüm vergiler ve yalın adsl altyapı ücreti dahildir.  Kampanya kapsamında bir adet kablos […]
  • Yalın Adsl Fiyatları
     Yalın Adsl Fiyatları TTnet Yalın Adsl kampanyası ile Net6 Yalın adsl pakedi aylık 39,99 TL ile kullanıma sunuluyor. Kampanyanın 1 yıllık abonelik taahüdü bulunuyor ve bir adet ücretsiz kablosuz adsl modem sunuluyor. Limitli paketlerin yetmeyeceğini düşünen kullanıcılar için Netlimitsiz yalın adsl pakedi aylık 59,99 Tl ile kullanıma sunuluyor. Yalın adsl kam […]
  • yalın adsl alternatifleri
    yalın adsl alternatifleri Yalın adsl Türk Telekom tarafından sunulan t”elefonsuz internet” erişim teknolojisidir. Ev ve işyerlerine sabit telefon hattı zorunluluğu olmadan internet e bağlanma olanağı tanır. Türk Telekom TTnet ve diğer özel internet erişim şirketleri Türk Telekoma ait olan bu yapıyı kullanarak internet erişimi sunabilirler. yalın adsl alterna […]
  • yalın adsl altyapısı
     yalın adsl altyapısı yalın adsl teknolojisi adsl teknolojisi ile aynı altyapıyı kullanmaktadır , bu altyapı telefon hatlarıdır. ADSL altyapısında internete erişimimiz için gerekli olan 4 temel unsur internet ağı , telefon santrali , kablolama altyapısı ve modem dir, yalın adsl altyapısında da bu 4 unsur aynı şekilde kullanılmaktadır. Yani adsl ve yalın adsl […]
  • yalın adsl nedir ?
     Yalın adsl nedir ? Yalın Adsl telefon hattı zorunluluğu olmadan ADSL abonesi olabilmemize olanak sağlayan teknolojidir. Bu sayede sabit telefon hattının maliyetini karşılamadan sadece internet bağlantısı yapabilir ve yalın adsl ile sadece internet ücreti ödersiniz. Henüz tüm türkiyede aktif olarak sunulamayan yalın adsl in yaygınlaşması için çalışmalar sürd […]
  • Adsl Tarifeleri
      Türk Telekom Tarafından sunulan Adsl tarifeleri TTnet ve tüm Adsl operatörleri tarafından tüketicilere ulaştırılmaktadır. Şuanda aktif olan yani abonlerin kullanabileceği Adsl tarifeleri aşağıda listelenmiş ve son kullanıcı fiyatları da ilgili metinler içerisinde belirtilmiştir.   1 Mb hızında Limitli Adsl Tarifeleri : 1 Mb 1 Gb Limitli Adsl Tarifesi ; çok […]
  • Netlimitsiz Yalın Adsl Kampanyası
    Netlimitsiz Yalın Adsl Kampanyası Limitsiz ve 8 Mb hızında internet isiyorsanız ve sabit telefon hattına ihtiyacınız varsa bu kampanya tam size göre. 8 Mbit e kadar limitsiz internet yalın adsl kampanyası ile alındığında 59,99 TL ve sabit ücret ve sabit telefon faturası da yok. Hemde 125 TL değerinde kablosuz adsl modem hediye. Yalın adsl kampanyasından önce […]
  • Net6 Yalın Adsl Kampanyası
    Net6 6 Gb Limitli Yalın Adsl Kampanyası Telefon hattı zorunluluğu olmadan kendi özel altyapısı üzerinden çalışan yalın adsl in 6 gb kotalı tarifesi ile ilgili düzenlenen yeni abone kampanyasıdır. Belirtilen pakede abone olan tüm abonelere 6 gb kotalı yalın adsl pakedi 47 Tl yerine 39,99 TL olarak sunulacaktır. Ayrıca yalın adsl kampanyası ile abonelerin ihti […]